Son Dakika

Osmanlı Sarayında Önce Tatlı Yenirmiş!

20 Haziran 2012
Osmanlı Sarayında Önce Tatlı Yenirmiş!
Yaşam
0

Bugün soframıza önce  çorba, sonra ana yemek, en sonra da tatlı gelir. Osmanlı Saray sofra âdâbında durum tersineymiş. en başta sofraya tatlı gelirmiş!

Tatlı yiyelim tatlı konuşalım, esprisi de oradan kalmaymış.Yemek bitirilip dua edildikten sonra tuzluktan “yapanın elleri dert görmesin, sağlık olsun” anlamında ağza biraz tuz alınırmış. Nilgün Tatlı tarafından hazırlanıp istanbul Belediyesi Kültür A.Ş tarafından yayımlanan ‘istanbul’un 100 Lezzeti’ kitabında fulya, gül ve menekşe reçelleri sarayın en göz reçelleri olarak aktarılıyor.Reçeller sadece tatlı olarak tüketilmemiş, bazı hastalıkların tedavisi içinde de kullanılmıştır. Özellikle gül reçelinin mide ve karaciğere; gülhatmi, yasemin, menekşe, limon çiçeğinin de hazmı kolaylaştırdığı ve öksürüğe iyi geldiğine inanılıyormuş.

Deniz mahsullerinin İstanbul mutfağına gayrimüslimlerle birlikte girdiği, Saray mutfaklarının 24 saat sürekli ocağının tüttüğü, padişahların her birinin ayrı bir kaynak suyu tercih etmesi,çeşmeden şerbet ikramı,paşaların ve semtlerin isimleri yemeklere ilham olduğu,Kanlıca yoğurdunun kaşıkla değil bıçakla kesilerek servis edildiği türünden birbirinden ilginç bilgiler 250 sayfalık kitapta yer alıyor.

Paçanın Dondurması Varmış!

Fatih Sultan Mehmet döneminden bu yana Paça yemeğinin Osmanlı saray mutfağında müstesna bir yerinin olduğu biliniyor. Saray hekimleri paça yemeğinin kemik ve bağları güçlendirdiğini düşünür; özellikle kemik kırık ve çatlamalarında bol bol paça yenmesini tavsiye ederlerdi. Fakat  İstanbul’un 100 Lezzeti kitabında saray mutfağının kayıtları incelendiğinde çok ilginç bir ayrıntı da ortaya çıktı. Osmanlılar paçaya o kadar düşkündüler ki paçanın dondurmasını bile yapmışlardı.

En muteber yemek Bıldırcın Dolması

Osmanlı saray mutfağında şimdi bilmediğimiz, örneğin Hurmalı Kavurma gibi ilginç yemekler revaçtaydı. Fakat en sevilen yemekler avda yakalanan av kuşlarının taze etleriydi. Bunlar da öyle basitçe kavurulup sofraya getiriliyor değildi. Av kuşları yemeklerinden en ünlüsü ise meşhur bıldırcın dolmasıydı.

Balık sütle yenirmiş!

Osmanlı mutfağına deniz ürünleri aslında gayrimüslimlerden girmiş. Genel olarak hiç bir zaman deniz mahsullerine çok fazla itibar etmemiş saray mutfağı… Yine de balık bunun bir istisnasıymış. Ancak saray mutfağında balık da çok özel bir şekilde pişirilirmiş.

Balık sütte haşlanır, piştikten sonra kuş tüyü ile yeniden süt sürülürmüş.Saray mutfağında özenle temizlenen ve özel cımbızlarla kılçıkları ayıklanan balıklardan lop etli olanlar önce biraz sütte haşlanır ardından ızgarada pişirilir son olarak üzerine süte batırılan kuş tüyü ile yeniden süt sürülürmüş.