Son Dakika

Pelin Çift’in Gözyaşları

19 Mart 2013
Pelin Çift’in Gözyaşları
Medya
0

Habertürk programlarından Öteki Gündem’de bu kez de İstiklal Marşı’nın yazılma süreci ve Mehmet Akif Ersoy’un hayatı konu edildi. Yıl dönümünde olduğumuz Çanakkale Savaşları üzerine de bir şiiri bulunan İstiklal şairi Mehmet Akif Ersoy, bu vesile ile bir kez daha anılırken, İstiklal Marşı’nın yazım süreci ve sonrası da ele alındı.

Programın konukları sanat tarihçisi Talha Uğurluel, Erol Çalı ve Bedirhan Gökçe olurken, katılımcılar, Mehmet Akif Ersoy’u yakından tanımak isteyen genç kuşaklar için oldukça faydalı bilgiler paylaştı.

Bedirhan Gökçe, Milli Mücadele döneminde Mehmet Akif Ersoy ile dostluğu başlayan Hasan Basri Çantay’a dayandırdığı anılarla Akif’in İstiklal Marşı’nı yazma sürecine değindi. Buna göre Mehmet Akif, İstiklal Marşı’nı yazarken çok farklı davranışlarda bulunmuş. Kimi zaman bir anda birkaç dize birden yazarken, kimi zamansa bir dizeyi yazabilmek için “ilham” gelmesini beklemiş.

“KORKMA” HZ. MUHAMMED’DEN GELİYOR

Bedirhan Gökçe, Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşı’nın ilk sözcüğü olan “Korkma”yı da, Hazreti Muhammed’in hicret esnasında Sevr mağarasında Hz. Ebubekir’e söylediği “Korkma ey Ebu Bekir, Allah bizimledir” sözünden ilham alarak yazıldığını belirtti. Bu, Yavuz Bahadıroğlu gibi kimi tarihçiler tarafından da söylenmekte.

Programın en ilginç anlarından biri de moderatör Pelin Çift’in okuduğu bir yazı sonrası ağlamamak için güç bela kendini tutmasıydı. Yazı, İstiklal Marşı’nı yazdıktan sonra devletin teklif ettiği parayı geri çeviren Mehmet Akif Ersoy’un oğlunun bir çöp bidonunun yanında bulunan cesedinden bahsediyor.

MODERATÖR AĞLAMAKLI OLDU

Moderatörün, elindeki satırları okuduktan sonra ağlamamak için uzun süre yutkunarak önündeki fincana sarılmasıyla stüdyoda duygusal anlar yaşandı.

İşte Akif’in oğlu Emin Ersoy’un o hazin hikayesi:

“Yıl 1962, Cağaloğlu’ndaki bir köşe yazısının odasına kirli sakallı, üstü başı bakımsız biri girer. Adını söyledikten sonra yazardan kendisine yardım etmesini ister. Köşe yazarı karşısındakinin içler acısı durumundan büyük üzüntü duyar. Köşe yazarı cüzdanını uzatır ve istediği kadar para almasını söyler. O da uygun bir miktar para alır ve cüzdanı geri verir. Birkaç ay sonra tek sütunluk bir gazete haberi çarpar köşe yazarının gözüne. İstanbul sokaklarında, bir çöp bidonunun yanında bulunan bir cesetten söz ediyordur o haber. Yazar fotoğrafa bakar ve para istemek için odasına gelen Emin Ersoy olduğunu görür. Yani bu kişi, Mehmet Akif Ersoy’un oğlu Emin Ersoy’dur. “