Bilmeyenler için bakalım, “eğitim” kelimesinin TDK sözlüğündeki haline;
Eğitim: a. Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine, okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye…
Gelelim Türkiye’de eğitime;
Daha geçen sene, Şırnak’ın Cizre ilçesine bağlı Bozalan Köyü’nde şiddetli rüzgar sonucu köyün prefabrik okulu yıkıldı. Ama şimdi, tablet bilgisayarlarla, wireless internet kullanarak, dindar bir nesil yetiştirmek için online eğitime başlandı.
Hızlı gelişme nedir, görsün dünya.
Rüzgarda yıkılan okullarda, kablosuz internet, akıllı tahta ve tablet bilgisayarla çocukların bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine yardım edecek terbiye düzeninin ismi “Fatih projesi”.
Din dersleri ile ahlaklı bir nesil yetiştirmeyi öngören eğitim yapısına karşın, ülkede; tecavüzcüler, hırsızlar, uyuşturucu satıcıları, katiller, dolandırıcı imamlar var.
İmam Hatipler kapanmasın, daha da çoğalsın diye çabalayan hükümetin 25 bakanından 20’si İmam Hatip’te okumamış.
TİNERCİLERE DİNİNİ SORAN OLMADI
"Dindar bir nesil olmazlarsa tinerci olurlar" dedi başbakan.
Tinercilere dinini soran olmadı.
Sosyologlar, gazeteciler peşinen tartışıyorlar ateist ve selülozik kabullenilen gençleri.
Onlar sokakta kanserojen solunum yaparken, halkını koruma kollama görevini yerine getirmesi gereken devletin, cehalet simgesi halini aldılar bir anda.
Fay hattı üzerindeki bir coğrafyadır bu ülke ve en ufak sallantıda ilk yıkılan binalar hep okullardır. Yıkılmayıp ayakta kalanlarının çatlaklarını sıvamak da, çocuklarını o binalara emanet eden okul aile birliklerine devredilir.
Rüzgarda bile dirayet gösterir de, 5 küsurluk bir rihterde yıkılırsa çatı çocukların tepesine, takdir-i ilahi denecek, 'reset' atılacak sağlam çıkarılan tablete.
Tuğlayı Boyabat’tan, çimentoyu Aşkale’den, tableti Çin’den, interneti Araplar'dan alıp, yepyeni bir sisteme geçti şimdi eğitim.
Binlerce yetişmiş öğretmeni ve hepsinden öte bu insanlara ihtiyacı olduğu halde kadro verilmez; kadro kazanıp, tıklım tıklım okullarda ders veren öğretmenlere ise Avrupa ülkeleriyle kıyaslanamayacak maaşlar pay edilir.
Kalfalık dönemini bitirmiş, “tezat” kelimesine yeni manalar katan bir ustadır bu hükümet.
Tüm bunların üstüne, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi kaldırılsın diyorlardı en son, ayet mi en nihayetinde, ne olacak diyorlardı…
İşte, bu ahval ve şerâit içinde, sokaklarda, tartışmalarda, yazışmalarda bir kavga hali, bir tuhaf şaşkınlık gözleniyor.
Şaşırmayın lütfen artık, şaşırdıkça anlamadığınız belli oluyor…

