Public Beta
Facebook Sayfamız  Twitter Sayfamız  Google+ Sayfamız

Yaşasın Futbol Öldü II

Gökhan Güneysu kullanıcısının resmi

Federasyon eski başkanı Aydınlar'ın istifası sonrası ortalık spor yorumlarından geçilmez oldu. Devam eden yargı süreci tamamen unutulup, insanlar hemen suçsuz ilan edildiler. Aslında suçsuzlar da! Çünkü suçları sabit oluncaya kadar böyle kabul edilmek durumundalar. Buna masumiyet karinesi diyoruz. Ancak futbol dünyamız tamamen aklandı mı? Meseleler esastan halledildi mi? Hayır. Tüm sorun da buradan çıkıyor. Futbol ciddi paraların döndüğü büyük bir sektör. Bu nedenle bu sektörün darbe almaması gerektiği vs. söylenmekte. Ancak darbeyi esas vuran kim bundan hiç bahseden yok! Ellerinden gelse, savcılığın ve de polisin yaptığı işe dahi "gereksizlik" damgası vuracak çok insan var.

Bazı Yanlış Anlamalar ve Anlatmalar

(Konu hakkında bir çok hukukçu konuşmakta. Çoğu da birileriin danışmanı veya avukatı. Yani taraflar. Maalesef bazı konuların, belki de bu taraf olma keyfiyeti nedeniyle, kamuoyuna iyi anlatılamadığını görüyorum. Burada bunlara değinmeyi istiyorum)

Maalesef bu meseleler çözülebilir olmaktan çıkmıştır. Bunda da en büyük suçlu, görevini yerine getirmeyi business yaklaşımı nedeniyle en az bir sezon geciktiren TFF'dir. TFF kendi hükümleri gereği yapması gerekeni yapmamıştır. Fenerbahçe ve diğer tüm klüpler hakkında gereğini yapmış olsaydı, şimdi daha sıkıcı ama daha sağlam geleceğe bakabilen bir ligimiz olurdu. Maalesef bu senaryo gerçekleşmemiştir. Şimdi bireylerin (iddia edilen) hataları yüzünden bütün ülkenin futbolu için ceza kesilmesi gündemdedir. Bunu bu kadar nasıl ifade edebilmektedir Klüpler Birliği Başkanı inanılmaz! (Gerekirse 3-5 yıl Avrupa'ya gitmeyelim teklifinden bahsediyorum! Nerede kaldı suçların ve cezaların şahsiliği ilkesi)

İkinci bir başka konu da ceza davasının beklenilmesidir, yani bu davayı bekletici sorun yapmak fikridir. Bakın spor hukuku ayrıdır, ceza hukuku ve yargılaması ayrı. İkisi birbirinden bağımsız işlemek ve de karar vermek durumundadır. Kaldı ki daha bir yıl öncesine kadar bu kanun (ceza kısmı) da yoktu. O zaman da mı olmayan bir yargılama beklenilecekti? Veya maalesef ceza kanununumuz yok, bu konuda TFF hiç bir şey yapamaz mı diyorduk? Bir daha söylüyorum, spor hukuku kendi yolunda-yordamında çalışmalı ve de karar almalıdır, almalıydı. Kişilere de savunma hakkını vererek, kendi yargılamasını yapmalı ve de adaleti sağlamalıydı. Ceza kısmı ise en az 3-5 yıl daha sürecek ayrı bir meseledir. Ceza hukukunun ve yargılamasının da spor hukuku ve de onun tahkimlerine hiç bir üstünlüğü veya önceliği söz konusu değildir.

Başka ilginç bir şey de kişiler ve klüpler ayrılsın önerisi. Burada aslında hukukçu için çok önemli bir şeyden bahsedilmektedir; suçların ve cezaların şahsiliği ilkesi. Yani, babası suçlu olan kişinin kendisinin masum olması (devlete iş başvurularında eskiden bu bir engel olurdu ya neyse!) Ayrılsın da zaten cezaların şahsiliği denirken ceza yargılamasından alınacak hapis ve/veya para cezalarından bahsedilmektedir. TFFnin bir klübe, yönetiminin hatalarından dolayı düşme vb. ceza vermesi ise spor hukukuna ait bir karar olmaktadır. Dolayısıyla bu "kişiler klüpler ayrılsın" teklifi yanlış bir önermedir. TFF'nin kendi mevzuatına göre klüpler hakkında ne ceza öngörülmüşse o uygulanmalıdır ve bunun sebebi yöneticilerin eylemi de olabilir. Zaten klübe ait bir eylem var mıdır? Siz hiç transferi kendisi yapan bir BJK veya GS gördünüz mü? ELBETTE ki gerçek kişiler çeşitli sıfatlar ile bu klüpler adına işlemlerde bulunmak zorundadır.

Bir dğer sıkıntılı mesele de "şike tespiti için sahaya bakalım" önermesidir. Bu da yanlış olmayan yarı-doğrulardan birisi ve bence sadece ve sadece kamuoyunun zihnini bulandırmakta. Hele de şimdi zikredilince! Evet, 26 gol atınca ligde kalacak bir ekip, orta sıralardaki tuzu-kuru rakibini, liginn son haftası 27-o yenerse, burada federasyon ŞİKE VAR der ve de cezayı keserdi. Bu tip kararlar var tarihinde TFF'nin. İşte bu tip durumlarda "sahaya bakılır". Ancak aylar süren takip, yapılan dinlemeler, ulaşılan bilgi-belgeler varken, ARTIK sahaya bakmaya hiç gerek bulunmamaktadır.

Neyse, futbol konusunda yazmayı düşünmeyen ben bile bu kadar yazdım, ama artık bu analizler dayanılmaz bir hal almaya başlamıştı. TVlere çıkan hukuk uzmanlarına (ki hepsi de biribirinden kıymetli hukukçular) konuşmalarından önce, konu ile (mesleki-kişisel) herhangi bir ilişkileri olup olmadıkları kesinlikle sorulmalıdır. Mesela bir Profesör veya Avukat bir tarafın vekili ise, o zaman bu şahsı ona göre dinlemekte fayda vardır.

Futbol
TFF
Aydınlar
hukuk