Ocak ayı dünya borsaları için 1995’den bu yana en karlısı oldu. Gelişmekte olan piyasalar (GOP) arasında en hızlı prim yapan da İMKB oldu. Peki Şubat’ta bu çifte haneli kazançlar devam eder mi? İlk yarısında evet, ama ay sonuna doğru ayı pazarına döneriz. Mart’ta da kazma kürek yakarız.
Yeni yıl rallisinin gerçekçi beklentilerden kaynaklamasını dilerdim, ama durum öyle değil. AMB ve Fed’in darphanenin hızı ölçüsünde para basma vaadi ile yürüyen bir ralli bu. Likidite rallileri bir süre sonra ekonomik güçlenme ve güven artışından destek görmezse, ters yüz olmaya mahkumdur. Nitekim Fed’in QE1’i de muhteşem bir ralli tetikledi, ama kalıcı olmadı. QE1 belki ABD’yi deflasyondan kurtardı, ama dünyanın sorunlarına çare olmadı. QE2 pek fazla duyulmadı bile. Şimdi de gündemde AMB’nın 3 yıllık repo ihaleleri ile Avrapa bankalarına sonsuz borç vermesi ve QE3 var.
Ama, bu likiditeyi piyasalarda işleme çevirecek gerekçeler azalıyor. Dünya ekonomisinden gelen veriler belki resesyon demiyor, ama yükselen F/K’ları taşıyacak güçte değil. Çin ve AB yavaşlıyor, ABD patinaj yapmaya başladı. En önemlisi ise güven unsurunu yıkacak gelişmeler yaşanacak AB cephesinde. Yunanistan’ın ardından Portekiz’e de ikinci bir kredi paketi gerekebilir. Yatırımcılar artık Euro’nun gelecğinden umudu kesti. Piyasalarda bir süre daha para kazanılacak, sonra herkes kenara çekilip AB liderlerine “çözün bakalım” diyecek.
Türkiye’de ise Aralık ayında batma noktasına gelmiştik, Ocak’da sıcak para sisteme yığılınca, bütün sorunları çözdük zannettik. Para politikası yine gevşek, enflasyona karşı yeterli önlem yok, hükümet daha fazla haracama, vatandaş daha fazla tüketme derdinde. Fed ve AMB’nin sorunları çözmemiz için yarattığı fırsat penceresini kullanmaya hiç niyetimiz yok. Sıcak para en geç Mart’ta inine çekilince, piyasalarda manzara da yine Aralık ayına benzeyecek.
Atilla Yeşilada
Okurlarımı daha geniş makalelerimin yer aldığı www.ekonomihaberyorum.com sitesine davet ederim.
