Ne olacak bu Türkiye’nin hali sorusunu sorarak büyümüş bir neslin çocuklarıyız biz(eğitim ve kültür alanında sorumuz hala cevaplanmış değildir.). Ancak son yıllarda bu soru özellikle ekonomik gidişatta Avrupa üzerine yoğunlaştı. Newsweek dergisinin 30 Ocak 2012 sayısında bu soruya cevap arayan Nobel ödüllü iktisatçıların ve dünyaca ünlü akademisyenlerin görüşleri yayınlandı. Bu görüşleri ve naçizane kendi görüşümü sizlerle paylaşacağım.
Joseph Stiglitz(2001 Nobel ekonomi ödülü)
Stiglitz, Avrupalı liderlerin euro’dan vazgeçmeyeceğini düşünüyor. Ancak bunu nasıl başarabilecekleri konusunda kuşkuları var. Stiglitz’e göre, büyüme olmadan euro’ya güvenin sağlanması zor görünüyor. Mali disiplin sağlansa bile, bu ancak ileride oluşabilecek krizler için bir önlem niteliği taşımakta, bugün yaşanan kriz için ise bir önlem olmaktan uzak. Palyatif tedbirlerin değil yapısal reformların hayata geçirilmesi gereğine inanan Stiglitz, birçok Avrupa ülkesinde yetersiz talep sorunları varken arz yönlü bakış açısının değiştirilmesi gerektiğini düşünmekte. Stiglitz’in sorusu, siyasi liderlerin bu sorunların ne zaman farkına varacağı ve bunlar için gerekli temel değişimleri, ne zaman hayata geçirecekleridir?. Avrupa’nın geleceği ise bu sorulara verilecek cevaplara göre belirlenecektir.
Gary BECKER(1992 Nobel ekonomi ödülü)
Gary Becker, Avrupa’nın krizinin temel olarak Yunanistan, İtalya ve Portekiz gibi birkaç ülkenin sorunlarından kaynaklandığını belirtiyor. Bu ülkelerin temel sorunu, ihracatlarından fazla ithalat hacimlerine sahip olmaları ve bu yapının getirdiği rekabet sorunlarıyla karşı karşıya kalmalarıydı. Bu sorunlu yapı borç sarmalına girmelerine neden oldu. Becker’a göre bu temel sorun değişmedikçe, borç üreten yapı kırılmayacaktır.
Glenn HUBBARD( Columbia Üniversitesi İşletme fakültesi dekanı)
Hubbard’a göre, Avrupa krizinin arkasında yapısal ve ülkeler arasında uyum sorunları yatmakta. Bu sorunlar
1) Tek bir paraya karşın, mali birliğin olmaması temel bir sorun olarak karşımızda.
2) Bazı ülkeler gereken önlemleri alırken, diğerlerinin almaması
3) Rekabet avantajı taşıyan Almanya’da düşük kur, rekabet avantajı olamayan Yunanistan’da ise aşırı değerli kur etkisi dengesizlik kaynağı.
4) Bankacılık kesiminde sermaye talebinin kesilmesinin yarattığı sorunlar.
Hubbard, Avrupa’nın geleceğinin bu sorunların yeniden yapılandırılmasına bağlı olduğunu belirtiyor.
Robert MUNDELL( 1999 Nobel ekonomi ödülü)
Mundell, yaşanan krizin tam anlamıyla bir euro krizi olmadığı görüşünde. Yaşanan krizin bir mali sistem disiplinsizliği ve mali otoritelerin uyum sorunu krizi olduğunu belirtiyor. Bunun da temel nedeninin Maastricht kriterlerinden, bazı ülkelerde taviz verilmesi yatmakta. Mundell, bu durumda euro’dan vazgeçilmesinin, sadece Avrupa için değil tüm dünya için(özellikle ABD için) felaket olacağı görüşünde.
Dani RODRİK(Harvard Üniversitesi Uluslar arası Ekonomi Politik Bölümü Profösörü)
Rodrik, Avrupa krizinin ABD krizinden etkilendiği görüşünde. Rodik’ e göre ABD krizinin yan etkisi olmasaydı, Avrupa bu krizi daha çabuk atlatacaktı. Ancak Rodrik, Avrupa’nın yaşadığı bu krizin ağırlaşmasının altında kötü yönetim ve özellikle Almanya’nın ve Avrupa Merkez bankasının aktif rol almamasının rolü olduğunu belirtiyor.
Burak ATAMTÜRK(sade vatandaş)
ABD ve Avrupa’da baş gösteren krizin temelinde, kapitalist üretim-tüketim sürecinin yapısal sorunlarının yattığını düşünüyorum. Dolayısıyla bu kriz benim açımdan ön görülebilen ve önlenemez nitelikte bir krizdi. Avrupa bundan sonra özellikle Yunanistan, İtalya, İspanya ve Portekiz ile birlikte daha sorunlu bir dönem yaşayacaktır. Ayrıca sorunun, görünmeyen yüzünde daha hacimli olduğunu düşünüyorum. Bu dönemde olmasa bile, birliğin zayıf halkalarından ötürü, bütünlüğünü koruyabileceğinden kuşkuluyum.
