Türkiye İstatistik Kurumu Aralık ayı sanayi üretim rakamlarını açıkladı. Buna göre sanayi üretimi Aralık’ta geçtiğimiz senenin aynı dönemine göre %3.7 artarken, %2.4 olan piyasa beklentilerinin altında gerçekleşti. Bununla birlikte, Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretim endeksi Kasım ayında kaydedilen aylık %2.2’lik gerilemenin ardından Aralık’ta %2.7 artarken, ekonomik aktivitedeki toparlanmanın bir kez daha ivme kazandığına referans verdi. Hatırlanacağı üzere bu haftaya ilişkin beklentilerimi paylaştığım bir önceki yazımda (Seyr-u Sefaya Dalmadan) Aralık ayı sanayi üretim verisinin piyasa beklentilerinin üzerinde gelebileceğini belirtmiştim.
Detaylar yatırım talebinin güçlü devam ettiğine işaret ediyor
Detaylara bakıldığında beklentilerin üzerinde gelen sanayi üretim artışında sermaye mali ve dayanıklı tüketim mali üretimine kaydedilen güçlü artışların etkili olduğunu görüyoruz. Sermaye mali üretimi geçtiğimiz senenin aynı dönemine göre %13.5 artarken, dayanıklı tüketim mali üretimi de yıllık %11.2 artış kaydetti. Bununla birlikte, iki grubun manşet sanayi üretimine katkısı 2.9 puan oldu. Sermaye mali üretimindeki güçlü artış yatırım talebinin güçlü kalmaya devam ettiğine işaret ederken, dayanıklı tüketim mali üretimindeki artış da iç talebe ilişkin beklenen normalizasyonun görece yavaş olduğuna referans veriyor.
Bunun dışında enerji üretimi yıllık %9.3 artarken, ara mali üretimindeki yıllık artış %0.9 ile sınırlı kaldı. Ve fakat, dayanıksız tüketime mali üretimi geçtiğimiz senenin aynı dönemine göre %1.5 azaldı.
Para politikası duruşunda değişiklik olmaz
Ekim – Aralık donemine ilişkin ortalama sanayi üretim artışı yıllık %6.4 seviyesinde gelirken, sanayi üretimine kaydedilen mevcut performans, 4. çeyrek büyümesinin %5.6 seviyelerinde gerçekleşe(bile)cegine isaret ediyor. Buna bağlı olarak, 2011 büyümesini %8.5 olarak tahmin ediyorum.
Bununla birlikte, geçtiğimiz senenin yüksek bazına bağlı olarak yıllık sanayi üretiminin artış hızında yavaşlama görülse de, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretiminde artışın devam etmesi ekonomik aktivitenin hızlandığına işaret ediyor. Buna bağlı olarak ekonomik aktivitenin 2012’ye de görece olumlu bir başlangıç yaptığı kanaatindeyim.
Para politikası açısından bakıldığında, beklentilerin üzerinde gelen sanayi üretim rakamlarının Merkez Bankası’nın büyüme odaklı mevcut para politikası duruşunda major bir değişkliğe neden olmayacağı kanaatindeyim. Buna bağlı olarak Merkez Bankası’nın, global taraftan major bir şok gelmediği sürece, bankacılık sistemine repo ihaleleriyle sağladığı likidite (ortalama) maliyetinin önümüzdeki dönemde de %7.5 seviyelerinde kalmaya devam ede(bile)ceğini düşünüyorum.
Bununla birlikte, orta / uzun vadede, büyüme odaklı para politikasının Türkiye ekonomisinde yılın son çeyreğinde görece belirginleşen “normalleşme” sürecine zarar verebileceğini bir kez daha hatırlatayım. Buna bağlı olarak, şu aşamada her ne kadar konuşmuyor olsak da, önümüzdeki dönemde (büyük ihtimalle yılın ikinci çeyreği ile birlikte) cari açığa ilişkin kaygıların bir kez daha gündeme gele(bile)ceğini ve buna bağlı olarak Türk lirası üzerindeki baskıların bir kez daha belirginleşe(bile)ceği kanaatindeyim. Bu bağlamda Türk lirasında, global piyasalardaki risk algılamalarının toparlanmasına da bağlı olarak kısa vadede görülebilecek olumlu seyrin döviz pozisyonlarını kademel arttırmak adına uygun olabileceğini düşünüyorum.
